top of page
MILION_008_edited.jpg
Point_back_2.jpg

Milion Taşı

Milion Taşı

Aya Sofya camii karşısında Sultanahmet Meydanı'nın kuzeybatı köşesinde Yerebatan Sarnıcı'nın girişinin yakınında, tramvay yolunun yanında bulunur. İstanbul'da Doğu Roma döneminden kalma bir anıttır.

Bizans İmparatorluğu'nda Konstantinopolis şehrine ulaşan tüm Antik Roma yollarının başlangıç noktası ve dünya üzerindeki diğer şehirlerin bu şehre olan uzaklığının hesaplanmasında kullanılan sıfır noktasıdır. Tüm yollar Roma’ya çıkar” sözünün de kaynağı olduğuna inanılır. İtalya'da Roma şehrinde bulunan bir diğer anıt olan Milliarium Aureum ile aynı işlevi görmektedir. Bizans'ın yeniden inşası ve başkent kimliğini kazanması esnasında yapılan birçok görkemli anıt gibi İmparator I. Konstantin tarafından 4. yüzyılda yerleştirildiği düşünülmektedir.

Milyon Taşı ilk yapıldığında dört yöne bakan bir kapı ve bu noktada kesişen yolların üzerine yükselen, dört sütun üzerine oturmuş bir kubbeden oluşmaktaydı. Tetrapylon mimari ismi ile anılan bu yapılar Roma kültürünün önemli öğelerinden biriydi. Milyon anıtının ve kubbesinin üzerinde birçok Bizans dönemine ait heykel ve kabartma bulunmaktaydı ve bu anıtın ihtişamını çok daha fazla arttırmaktaydı.

Söz konusu Romalılar ve İstanbul olunca efsane de eksik olmuyor. Romalıların inancına göre Milyon Taşı’ndan öteye tek bir düşman askeri dahi geçemeyecekmiş. O sınırı aşan herkes, bir melek tarafından orada öldürülecekmiş…

Aslında bu efsanenin temeli galiba mitolojiye dayanıyor. Şöyle ki: Milyon Anıtı’nın aslında Tetrapylon olarak inşa edilmiştir. Bazı tarihçilere göre bu yapı aslında bir tapınaktı. Yunan mitolojisinde Tike, Roma mitolojisinde ise Fortuna olarak adlandırılan Şans Tanrıçası için inşa edilmiş bir tapınak. Antik Yunan dilinde “talih” anlamına gelen bu Tanrıça, şehirlerin kaderine de yön veriyordu. Fakat ne 1204 yılında Katolik Latinler İstanbul’u istila ederken ne de 1453 yılının Mayıs ayında Fatih Sultan Mehmet Han’ın askerleri Milyon Taşı’nın ötesine geçerken efsane vuku bulmadı ve İstanbul her iki tarihte de düştü.

16. yüzyılda İstanbul'a su taşıyan kemerlerin genişletme çalışmaları esnasında yıkılıp, ortadan kaybolmaya başladığı tahmin edilmektedir.

bottom of page